Küresel ısınmanın iklimler üzerindeki etkisinin günden güne daha çok hissedilmesi, ekolojik kaygılar oluşturmaktadır. Bireysel olarak, ekosisteme zarar vermeyen faaliyetlere yönelimler artarken, yönetim kurulu gündemlerinde de sürdürülebilirlik ve ESG konuları daha fazla dikkate alınmaktadır. Sürdürülebilirlik alanında adımlar atmak için öncelikle küresel iklim değişikliğine sebep olan alanların belirlenmesi, emisyonların ölçülmesi gerekmektedir. Bu nedenle sera gazı etkisinde büyük payı olan karbon ayak izinin hesaplanması öncelikli konuların başındadır.

Karbon Ayak İzi ve Şirketler Açısından Önemi Nedir?

Karbon ayak izi, doğrudan veya dolaylı olarak işletme faaliyetlerinden kaynaklanan veya ürün yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan karbondioksit salınımının toplam miktarının bir ölçüsüdür.[1]  İnsan faaliyetleri ile yayılan ana gazlar (karbondioksit, metan, nitroksit, hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar, sülfür heksaflorit), sera gazları olarak tanımlanmaktadır. Sera gazları (GHG, Greenhouse Gases), atmosferde ısıyı tutabilen ve sera etkisi olgusuna yol açan bütün gazlardır. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması sonrası, sera gazı emisyonunun azaltılması hedeflenerek, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularında farkındalık çalışmalarına başlanmıştır. Böylece günümüzde ESG (çevresel, sosyal, kurumsal yönetim) konuları ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalar kuruluşların gündemlerinde giderek daha fazla yer almaktadır.

Şirketlerin faaliyetlerini yürütürken çevreye bıraktıkları ‘’ayak izi’’ olarak da tanımlanabilen karbon ayak izi; tüm endüstrileri, ekonomiyi ve çevreyi ilgilendirmektedir. Karbon ayak izi kavramı, şirket işlerinin gerçekleşmesi, değerlendirilmesi, raporlanması dahil tüm süreçlerindeki emisyonları ve çevresel, sosyal ve ekonomik yapıyı kapsamaktadır. BM 2030 ve 2050 gündeminde,  Avrupa ve küresel düzeyde alınan kararların da etkisiyle, sürdürülebilirlik performansını artırmak isteyen işletmelerin kurumsal karbon ayak izinin ölçmesi ve açıklaması gerekmektedir. AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gereği karbon emisyonlarının miktarının, özellikle ihracat yapan firmalar için önemi açıktır. Emisyonların %90’ının tedarik zincirine bağlı olduğu düşünüldüğünde, tedarik zinciri boyunca ESG performansını ölçmek ve izlemek önemli hale gelmiştir.

Sera gazı emisyonlarını azaltıcı önlemler alınabilmesi için kurumların karbon ayak izlerini hesaplamaları gerekmektedir.

ISO 14064-1 Sera Gazı Emisyonları ve Giderilmesi Miktarının Belirlenmesi ve Raporlanması standardı, kuruluşların sera gazı emisyonlarını ve emisyon azaltım miktarlarını belirlemesini (ölçme, hesaplama)  ve raporlamasını dikkate alır. Sera Gazları iki yöntem ile ölçülmektedir. Bunlar; sera gazları arasında değişen atmosferde kalma süreleri ve GWP (Küresel Isınma Potansiyeli) cinsinden ölçülen ışınımsal zorlamalar, yani atmosfer sistemine giren ve çıkan enerji yoludur.

AB Taksonomisi tarafından sağlanan ve GHG Protokolü tarafından küresel olarak ölçülen finansal raporlama perspektifine göre, emisyonlar üç farklı kategoriye göre sınıflandırılır:

  • Doğrudan Karbon Ayak İzi (Kapsam 1), şirketlerin üretim süreçlerinde veya araçları için kullanılan fosil yakıtlar gibi kurumların faaliyetleri ile doğrudan ilgili olan emisyonları kapsamaktadır.
  • Dolaylı Karbon Ayak İzi (Kapsam 2), herhangi bir ürün veya hizmetin üretiminin bir parçası olan herhangi bir enerji tüketimindan kaynaklı emisyonları ifade etmektedir.
  • Dolaylı Karbon Ayak İzi (Kapsam 3), iş seyahatinden tedarik zinciri lojistiğine kadar tüm alt ürün yaşam döngüsünün faaliyetlerine bağlı emisyonları değerlendirmektedir.

Şirket genelindeki emisyon sınıflarını ve dolayısıyla işletmelerin karbon ayak izini hesaplamak için çeşitli ölçütler ve modeller uygulanmaktadır. Şirketlerin sözleşmeli yatırımları ve finansmanları için emisyonları ölçen ve 2030 gündemine uyumlu olacağını gösteren Bilime Dayalı Hedefler yöntemi bu modellerden biridir. Başka bir yöntem ise borsada işlem gören ve borsaya kote olmayan şirketlerin iş sektörleri üzerine kurulmuş kesin bir nitelik faktörü ölçeği aracılığıyla kuruluşunun yatırımları nedeniyle sorumlu olduğu sera gazı miktarını tahmin eden Finanslı Emisyonlar yöntemidir.

Türkiye’nin toplam ekolojik ayak izi içerisinde karbon ayak izinin payı %46’dır.

Türkiye’de toplam ekolojik ayak izi içinde en büyük pay karbon ayak izine aittir. Karbon ayak izine neden olan CO2 emisyonlarının yaklaşık olarak %21’i ürünlerden, %17’si gıda tüketiminden, %20’si ise sermaye birikiminden kaynaklanmaktadır.[2] Karbon ayak izinin azaltılması için birçok yol izlenebilmektedir. Ürünleri sıfırdan üretmek yerine geri dönüşüm faaliyetlerini artırarak ve enerji verimliliği sağlayarak doğaya salınan CO2 emisyonu azaltılabilir. Karbon ayak izinin kurumsal yönetim düzeyinde değerlendirilmesinden başlayarak standartlar yükseltilebilir. Öte yandan, proaktif sürdürülebilirlik planlaması ile sürdürülebilirlik ölçümleri yapılarak raporlar oluşturulabilir ve gerekli noktalarda dönüşümler gerçekleştirilebilir.

Çeşitli yöntemlerle fark yaratılacaktır ancak hangi yöntem planlanırsa planlansın, şirketlerin tedarikten satın almaya tüm faaliyetlerinin sürdürülebilir ekonomi ile örtüştüğünden emin olması gerekmektedir. Daha temiz ve şeffaf yönetim anlayışları ile çevresel, sosyal, kurumsal yönetim (ESG) ilkelerini göz önünde bulundurarak tam olarak sürdürülebilir kalkınma inşa edilmesi hedeflenmelidir.

Synesgy dijital platformu içerisinde şirketler karbon ayak izini ölçümleyebilmektedirler. Aynı zamanda, sürdürülebilirlik değerlendirilmesi yaparak iyileştirme yapılması gereken alanların farkına varabilir, ESG skoru ve sertifika elde edebilirler.

CRIF’in yeni nesil sürdürülebilirlik platformu Synesgy ile ilgili daha fazla bilgi için tr.info@crif.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

[1] WIEDMANN, Thomas. and MINX, Jan. (2008) A Definition of ‘Carbon Footprint’. In: C. C. Pertsova, Ecological Economics Research Trends: Chapter1, pp. 1-11, Nova Science Publishers, Hauppauge NY, USA
[2] World Wide Fund for Nature (WWF), Türkiye’nin Ekolojik Ayak İzi Raporu, 2012