Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM)’nın ve AB’nin 2030 iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesi için şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarının daha ayrıntılı raporlanması önem kazanmıştır. AYM ve Avrupa Birliği Taksonomisi gerekliliklerini sağlamak isteyen şirketler, sürdürülebilir yatırımlara ve iş modellerine odaklanmaya başlamıştır. AB Taksonomisi çerçevesinde; çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim açısından sürdürülebilir kabul edilen ticari faaliyetlerin sınıflandırılmasıyla ilgili olarak özellikle Taksonominin 8. Maddesi dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda finansal hizmetlerin ve yatırımların da değerlendirilmesi kritik olduğundan Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Bankacılık Otoritesi’nden sektörel temel performans göstergelerinin belirlenmesini talep etmiştir. Avrupa Bankacılık Otoritesi’nin 1 Mart 2021’de sunduğu raporda performans göstergelerinden biri de Yeşil Varlık Oranı (Green Asset Ratio) olmuştur. Yatırımcılara, sürdürülebilir ve ESG kriterlerine uygun ekonomik faaliyetlerini gösteren yeşil varlık oranı, bankaların yıllık raporlarında bulunacaktır.

Yeşil Varlık Oranı Nedir?

Yatırımcılar ve diğer paydaşlar için söz konusu kurumun ne kadar sürdürülebilir yatırım yaptığının daha iyi anlaşılmasını sağlamayı amaçlayan Yeşil Varlık Oranı (GAR), Türkiye Bankalar Birliği tarafından kredi veren firmanın bilançosundaki toplam varlıklarına kıyasla iklim dostu kredilerin, avansların ve borçlanma senetlerinin miktarını yüzdesel olarak ölçecek performans göstergesi şeklinde tanımlanmıştır.[1] Dolayısıyla yeşil varlık oranının banka portföyündeki krediler, avanslar, borç senetlerinden, finansal ve finansal olmayan şirketlere kadar pek çok riski kapsadığını söyleyebiliriz.

Paris Anlaşması ve ESG hedeflerine ulaşmak isteyen firmaların sürdürülebilirlik hususlarını risk yönetimlerine, iş modellerine ve stratejilerine nasıl dahil ettiğini gösteren standartlar, temel performans göstergeleri (KPI’lar) gibi yeşil varlık oranı da karşılaştırılabilir göstergelerden biri olmuştur.

Yeşil Varlık Oranı Nasıl Hesaplanır?

Oranın pay kısmı, Avrupa Birliği Taksonomisine uyumlu olan finansal kurumların bilançosundaki varlıkların oranını gösterir. Bu varlıklar;

  • Kredi,
  • Tahvil,
  • Hisse senedi,
  • AB Taksonomisinde yeşil ekonomik varlıklar bazında yer alan hem sabit varlıklara hem de Capex’e yapılan yatırımın KPI göstergelerine ve dayanak varlıkların cirosuna dayalı teminatlardır.

Ancak, alım satım amacıyla elde tutulan tüm finansal türdeki varlıklar, ‘’talep üzerine’’ bankalararası krediler, Finansal Olmayan Raporlama Direktifi (NFRD) tarafından sağlanan kapsamdan hariç tutulan varlıklar, yani NFRD kapsamı dışında kalan ve bu nedenle Avrupa Yeşil Taksonomisi ile uyumları hakkında bilgi yayınlamayan KOBİ’lere verilen krediler, AB dışı riskler ve ayrıca riskten korunma türevleri yeşil varlık oranının payına dahil edilmez.

Oranın payda kısmı ise;

  • Finansal kuruluşun toplam varlıkları,
  • Toplam krediler,
  • Portföydeki toplam tahvil ve hisse senetleri,
  • Tahsil edilen toplam teminat,
  • Bilançodaki diğer varlıkları içerir.

Ayrıca yeşil varlık oranının hem payında hem de paydasında, altyapıyı iyileştirmeyi ve kentsel alanları yeniden geliştirmeyi amaçlayan yerel yönetimlere verilen krediler de yer almaktadır. Hesaplamada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise; merkez bankalarının, yerel ve uluslararası kurumların, kamu kurumlarının ve ticari portföy varlıklarının, oranın hem payından hem de paydasından çıkarılması gerektiğidir.

Oranın hesaplanmasında birçok değişkenin kullanılması ve dikkat edilmesi gereken alanların bulunması sebebiyle, bankaların ve diğer finansal yatırım şirketlerinin detaylı veri tabanı oluşturması ve hesaplamaların sistematik bir şekilde yapılabilmesi önemlidir.

Yeşil Varlık Oranının Finansal Kurumlar İçin Faydaları Nelerdir?

Yeşil varlık oranının hesaplanması ve raporlanması, iklim değişikliğinin azaltılmasına katkıda bulunan taksonomiye uyumlu risklerin raporlanmasını mümkün kıldığı için özellikle kredi veren kurumlar ve finans firmaları için faydalar sağlamaktadır.

Avrupa Birliği’nin çevresel hedefleriyle uyumlu olmak, AB Taksonomisi ile ilgili veri akışlarını daha iyi yönetmek ve bunlar hakkında rapor vermek, yatırım yapılan şirketlerin performansını ölçmek, uyumlu ticari faaliyetlere daha fazla görünürlük sağlamak vb. için pusula görevi görür. Portföydeki şirketlerin çevresel performansının homojen şekilde değerlendirilmesine ve ESG kriterlerine uygun yatırımların öne çıkmasına fırsat vererek sürdürülebilir sermaye akışına olanak sağlar.

Bankalar ve diğer finansal yatırım şirketlerinin şeffaflığı ile ESG risklerinin değerlendirilmesi konusunda faydalı olur. Aynı zamanda, yeşil varlık oranının hesaplanması ile hem şirketlerin hem de finansal kuruluşların verilerinin doğruluğu, şeffaflığı ve karşılaştırılabilirliği artar. Böylece yeşil aklama gibi şüpheli durumların fark edilmesi mümkün olur.

Daha fazla bilgi için tr.info@crif.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

[1] https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7736/Bilgi_Notu-Yesil_Varlik_Orani.pdf